1 Şubat 2010 Pazartesi


Serbest bıraktığında geri gelen:)

Sabah elimde çayım, güneşli bir Ankara gününü seyrediyorum. Bu günler tatil günleri benim için, cep telefonum çalıyor, sessizde kalmış yine?!tesadüf işte görüyorum yanıp sönmesini, açıyorum, bir haber var karşıdan, daha önce olmasını istediğim bir olayın, olur gibi gözüken bir durumun, olmadığı haberi, başka alternatifler sunuluyor, düşünüyorum, peki diyorum o halde o alternatiflerden bana uyan birini seçiyorum, hiç "keşke olmayan olsaydı" gibi istek duymadan, telefonu kapatıyorum.

Yine güneşli Ankara sabahına dönüyorum, pencerede serçeler ötüşüyorlar, bayılıyorum bu seslerine,izliyorum onları, bu kez ben arıyorum az önce arayanı ve sunulan alternatifi değiştirip başka bir seçenek söylüyorum, kendimce bana uyan, o alternatif üzerinde anlaşıyoruz, tamam diyorum kapatıyorum telefonu.

Çok geçmeden yeniden çalıyor telefonum, yine aynı kişi arayan ve bu sefer,  aslında olmasını istediğim, en başta olur gibi olan ama sonra olmayan ilk seçeneğin olduğunu söylüyor, ne oldu? ne değişti diyorum? bilmiyorum diyor, olma ihtimali hiç yoktu ama oldu..

Ne değişti? değişen benim, BENin arzusu neyse o oluyor biliyorum, sabitlenmek, ısrar etmek,olmayanı oldurmaya çalışmak beni yoruyor, bırakmak, serbest bırakmak, olanı kabul etmek, ve en önemlisi olana dair hiç bir anlam yüklemeden ve varsayım yaratmadan sadece şimdi olan bu, peki diyebilmek, hayat bu:)

10 yorum:

Adsız dedi ki...

Aslında 'duyan' akıldan mantıktan gelenleri değilde,niyetleri duyuyor.Nedendir bilmiyorum birde,birşeyleri sunarken yanında kafamızı karıştıran(aklımızı)başka altarnatifleride sunuyor.Belkide istek yürektenmi akıldanmı diye...

düş dedi ki...

benim de hissettiğim bu söyledikleriniz, aslolan niyet, ona varsayımlarla anlamlar yükleyen akıl kalbe bakmıyor, zihin yapıp oyalanıyor, oysa o anda zaten niyet çalışıyor, akıl kalbe bi n'aber dese? kalp zaten bunu söylüyor..kelimeler nasıl kifayetsiz kalıyor olanı ifade etmeye ama işte neyse..teşekkür ederim paylaşımınız için..

sufi dedi ki...

"Gelene ağam, gidene paşam" oldu mu, evren en uygun olanı sunuyor kişiye.Ah vah etseydin, ortalık yıkılsa dönmezdi o iş sana geri.Hayat da bu, insan da bu... Hayırlı olsun sevgilerimle.

düş dedi ki...

farketmez deyince nasip etti, nasibim varmış demekki, sağol Suficimmm:)

Belgin dedi ki...

Hayirli, ugurlu olsun Düsüm:))
Sevgiler güzel yüregine:))

dalgasesleri dedi ki...

Elinize sağlık, çok güzel bir yazı olmuş. Belki haddimi aşarak birşey rica edeceğim ama, yazılarınız harika; yalnız zeminin siyah olmasından dolayı okuyamıyorum. O kadar çok gözlerimi alıyorki. Değiştirme imkanınız var mı acaba?

düş dedi ki...

Sağol Belgincim (naneli) şekerim:))

düş dedi ki...

Dalgasesleri,haddi aşmak ne demek?estağfurullah, yakın gelmiş yazdıklarım okumuşssun, bi de daha güzel olsun istemmişsin, bunun neresi haddi aşmak?.. bu formatı değiştirdiğimde sanırım yazılar gidiyor, bi de bu siyahı seviyorum, fotograf koyduğumda çok güzel gözüküyor, belki yazıları kısa paragraflarla yazarsam ve aralarını da açarsam okuması daha kolay olur hm?..:)

dalgasesleri dedi ki...

Teşekkürler Düş, çok naziksin.

Belgin dedi ki...

Sevgili Dalgasesleri, eger böyle siyah zemin üzerine yazilmis yazilari kolaylikla okumak istiyorsaniz su tuslara basiniz lütfen: Ctrl + A
O zaman zemin aydinlaniyor:))
Bende zor okuyabiliyordum ve bu yöntemi Korhan arkadasimiz önermisti, daha kolay okuyabilmemiz icin:))

Sevgilerimle