5 Haziran 2009 Cuma

Dün gece oyle tavana gözlerimi dikmiş izliyordum, birden bire bişey oldu içimde, ve bunlar aktı; BEN; "ben yok ki" (ben: egom,küçük zihnim; bunlari tanimlayacak başka kelime olmadığı için elimden bişey gelmiyor) derken, onun bir yansıma olduğunu ifade ediyor. Şems'in dediği, "nefsi silenlerden değil, bilenlerden olmak" aslında bu dediğim de.Yani yansımanın varlığını bilmek ve aslında onun yokluğunu da bilmek..
Madde olan herşey, aslında ruhumun ve O'nun yansıması, eger bir ben var dersem, bir sen de olacak..öyle olunca da okyanusta bir damla olacağım, küçük bireysel zihnimle baktığımda bu böyle; ben bir damlayım; oysa onun(egonun, küçük zihnin) sadece yansıma oldugunu bilince; BEN O'nun içindeyim, O benim kalbimde değil,ve aslında O'nun içindelikliğimi bilince okyanusum...

2 yorum:

sufi dedi ki...

Sevgili düş;
Allah bile Kuran'ında BİZ derken, BİZ nasıl BEN deriz ki?Benim malım benim onurum gururum, tercihim, çocuğum diye diye debelenip duruyoruz işte."Bu bana yapılırmıydı?" "Çok alındım."Alınan kim ?Cevap:SEN, yani BEN.Onun içindeyse BEN ve farkındaysa gördüğü baktığı söylediği duyan gören oysa;bir damla oluştan kurtulup, Okyanusa vardı demektir.Orada yani burada buluşmak üzere AŞKla.

düş dedi ki...

bir tek durum varki caanım Sufim, bu hal, ilişkide olunan diger "ben"lerin nefsini tetiklemektedir, çünkü her öz; aslında bu "hal"dedir ve yansıma, nefsinin zincirlerinden kurtulmak istemektedir, işte bu sebepledir ki, bir nefesle okyanus oldugunu bilenin, umarsız meczupluk hali, zahiri de epeyce bir bencillik olarak gorulmektedir, olsun varsın ne gam; dost dostu içten bilir...