7 Mayıs 2009 Perşembe


Dünyada devin, ancak onun bir parçası olma. Dünyada yaşa, ancak dünyanın içinde yaşamasına izin verme.

Bu söz Osho'nun sözlerinden biri, bi kaç gündür izliyorum evrenimdeki her şeyi, dikkatimi nefesime odakladim, oldugum hale degil (allah razı olsun bunu anlatandan)..

Anlamlar ve anlamlar uzerinden algilanan bir dünya burası, gecen gun bu konuyu anlatirken derste, anlamlar uzerine tartismanin yersiz oldugunu soyluyordum, cunku verdigimiz anlamlar, bizim algi kodlarimizda, dunya içinde olusturuluyor, cevremiz tarafindan sekillendiriliyoruz kisacasi.Ve ayni anlam koduna sahip olanlar birbirlerini kendi anlam kodlarinin dogrulugu konusunda desteklerken digerlerini de disliyorlar, boylece herkes konusuyor ama hiç kimse birbirini ANlamiyor, yada ANlamis gibi yapiyor, aslinda iletisimsizlikte bundan kaynaklaniyor sanirim, "mış gibi" yapmaktan.

Uc dil var;biri, konusulan ve yazilan ama kimsenin kimseyi anlamadigi, dunya dili :)digeri, ayrı dillerle konusulsa da yazilinca herkesçe anlasilan, rakamlarin dili :)sonuncusu da konusulmayan ve yazılmayan ama herkesin ANladigi, adina kalbin, evrenin, O'nun dili denen dil.Bu uc dilden ilki, iste "mış gibi" iletisime neden olani..

Bugün meslekdaslardan biriyle konusuyordum, tamda bu konu denk geldi, dediki, disardaki dunyaya karsi ne kadar abuk görünürse görünsün kisi, kendi icinde tutarliysa yaptıkları ve ettiklerinden, o haliyle kabul edilmekte toplumda..Dedimki, işte bu; kendi OLma ile yuzyillardan beri tum ogretilerde anlatilan, cunku kendi OLma, sadece içsel kabulle ne'ligini bilme hali, onun disaridaki yansiması nasil görünürse görünsün umurunda olmama hali, o yansımaya bagli olmama hali, iste o zaman dünyanın icinde yasanabiliyor ancak dunya içimizde yasamiyor..
çok seviyorum ben Osho'yu çok..

8 yorum:

sufi dedi ki...

Sevgili güzel Düş;
Mış gibi yapmaya insanı yönlendiren dil:Mutluymuş gibi, biliyormuş gibi, hiç duymamış gibi,akıllı gibi,aşık gibi, sinirlenmiş gibi gibi gibi sürdürülen bir yaşam dili. Bu dili bilip de kullananların yakınındaki 3.dili konuşanların bile 1.dilin anaforunda kendinden geçip umurunda olma durumunun cazibesine zaman zaman kendilerini kaptırmaları söz konusu oluveriyor bence.İşte bütün sancılar burada başlıyor Ne'liğini bilme hali lekeleniyor.sevgilerimle.

düş dedi ki...

Caanım Sufim,
3.dili bilip de 1. dile kapılanlarin en büyük deneyimi de bu işte,insan ki; beşer şaşar ve o deneyim gelmese şaşacagini bilemez ve belki de hiçligini yeniden yeniden kesfedemez, tum çaba onca şaşma içinde kamil insan OLabilmekte sanirim ve o noktaya erişenlerse noktanın sonsuzluğunu bilenler:)
sevgimlee..

guguk kuşu dedi ki...

Canım,
İşte bir ortak noktamız daha: Osho, hemen her kitabını okudum. Şablonlarla yaşıyoruz, her konuya hazır bir şablonumuz var. Şak diye oturtuyoruz hemen.
İnsan kendi içinde tutarlı olduğu sürece düşünce şeklinin karşıdakine ne kadar doğru geldiği önemli olmuyor hakkaten. Gerçekten sen olan bir şey, yama gibi eğreti durmuyor üzerinde ve insanlar ne olursa olsun ona saygı duyuyor.

yonca dedi ki...

Canı gönülden tebrik ediyorum sizi, Dünya içinde dünya(lar) , Ben içinde Ben(ler).. Algı içinde algılar, ama en güzeli onların arasındaki dengeyi kaybetmemek ve bunun için sarfedilen çaba en kıymatlisi.
Sevgilerimle

tutsak dedi ki...

BEN i yok edip 1isiyle 0 olarak AŞKolSUN mu yani...:)

düş dedi ki...

Sevgili Guguk Kusucum,
irtibat içerideki Kalple,ÖZle O'nunla AŞKla kuruldugu için zaten insan ilişkilerinden beslenmiyor ve saygı duyulsa da duyulmasa da onemli olmuyor, cunku dunyanın ve olayların ustune çıkmış oluyor kişi:)
sevgimle..

Sevgili Yonca,
hoşgeldin:) aslında ben yazmadım, aracıyım yazdıklarımda, hatırlıyorumki ruya içinde ruyadayız, kitapla, sözle, deneyimle gelen hatırlatıcıları yazıyorum ki,yazdığımı ilk okuyan olarak unutmayayim sagol.. sevgimle:)

Sevgili Tutsak,

dunyada tecelli eden ve bana O diye gorunen 1isi ile aşk, AŞKi bulmada ve OLmada yasadigim en guzel deneyimdi, hizmeti oldu bana, Allah Ondan razı olsun ve elbette AŞK OLsun:D

Adsız dedi ki...

Zaman zaman blogunuzu okuyorum, diller konusundaki tanimlamanizi (3 tip) okudugumda, bir zamanlar okudugum bir yazi geldi aklima, benzer seyler mi diyerek ilgili kismi buraya aktarmak istedim, kaynagi hatirlamiyorum;

"Dusuncelerimizi seslendirmek, yazip okuyabilmek icin istisnasiz hepimiz bir lisan kullaniyoruz; TR, ENG, FR vs vs yuzlerce. Bunlarin herbirinin bir alfabesi var ve bu yolla dusuncelerimizi sozlu yazili ifadeler haline ceviriyoruz. Soyle bir aklinizdan gecirin; icimizden "elma" derken kimsenin duymadigi ama bizim cok net duydugumuz bir ses cikariyoruz. Veya "elma" yi, kimsenin gormedigi ama bizim icimizden bir alt-yazi gibi gecen bir "kelime" olarak okuyoruz. Hep bir lisan sayesinde.. OLMAYAN DiL'e gelince; bu dilin harfleri yani bir alfabesi yok! Bom bos... ama bu dil var.. Simdi lutfen "elma' yi OLMAYAN DiL'i kullanarak okumaya ve seslendirmeye calisin.. ses yok.. yazi yok... ama "elma" var... en saf haliyle.."

Sevgiler,
M.Aydan Oz

düş dedi ki...

Sevgili M.Aydan OZ, hoşgeldin:)
ic konusmayi durdurmak ve niyete sadece saf dusunce halinde kalarak odaklanabilmek basligi tasiyan, alintiladigin bu yaziyi, dunya tarihi ile 2005 yilinda okumustum ve hamligimdan olsa gerek, anlamak için epey cebellesmistim yaziyla, tamamen ayni sey, benzer degil bence...
"Olmayan dil"O'nun dili,kalbin dili, adina ne dersek diyelim, tanımlayarak sınırlamış olacagimiz o dil, titresir yürekte O'nun AŞKıyla, nasip meselesi, ya duyulur ya duyulmaz, meditasyonlarimda içimde bir DO notası duyarim, en saf haliyle vardir ama yoktur...
sevgimlee..