21 Nisan 2008 Pazartesi

Şems..Mevlana..Alaaddin..




Merhaba..harika bir hafta dilerim..

Hafta sonu televizyonun karsisinda otururken, içime birden Mevlana’ya gitme arzusu dogdu, o sirada televizyonda MTV acikti ve bir rock parcasinin klibi vardi ve bir anda ekranda bir semazen göründü..içim arzusunu sanki ekrana yansitti ve bize yola çikmak kaldi..

Ankara’dan Konya üçbucuk saat sürüyor, ulastigimizda hemen Mevlana müzesine gittik, daha once de gitmistim ama bu kez inanilmaz kalabalikti, biz saat 15.00gibi müzeye girdigimizde, o saate kadar 6 bin ziyaretcinin geldigini, aksama kadar 10 bini bulacagini soyluyordu görevliler, Türkler, Japonlar, İspanyollar, Hollandalilar dunyanin pek cok ulusu, avludan müzeye giriyordu..İlkin bi kenara cekilip, seyrettim bu kalabaligi..ardindan disari çiktik, ama içimde bir his var, biseyler eksik kaldi sanki..avluda biraz dolastiktan sonra saat 17.00 olmustu ve oldukca sakinlesmisti içerisi, yeniden girdik ve bu kez Mevlana’nın karsinda durdum, kalbim nasil carpiyor, basimi biraz kaldirdim, tam tepemde bir sarkaç, altinda durani 9 parçayla gösteren aynali bir sarkaç, sarkacin yan yüzeyleri de dokuz dis bukey camla cevrili, bu nedir diye görevliye sordugumuzda, görevli, bunun semazenler için çok önemli oldugunu, buraya gelen tur rehberlerinin bile bilmedigini ve kimsenin ilgilenmedigini söyleyerek anlatmaya basladi;

Tekbasina dönen bir semazen bunun altinda 9 vechesiyle döner, hem kendini yalniz hissetmez hem enerjisini bu aynalarla arttirir, hem de dönusundeki hatalari ona bakarak duzeltir dedi ve bana dönmemi ve hissetmemi söyledi, ben dönmeye baslarken, görevli soldan döneceksiniz diyordu..Bunu daha önce Hatice’de söylemisti bana, Alev dediydi demisti, bi don demis ve soldan dönmeye basladigimi görünce; Mevleviler de soldan dönermis demisti..)cok etkileyiciydi sanki zaman durdu, ben kendi içime döndüm, etrafta insanlar kayboldu, bir ben vardim bir de benden içeri ve bir de benden disari dokuz vechem..hepimiz BiRimiz olmustuk sanki..

Ayaklarim yerden kesilmis, kalbim kus olmus halde ayrildik, hani bir ferahlama hali, yuruyorum ama sanki kayiyor gibiyim, bi huzur kaplamis icimi ve sonra Mevlana’nin hocasi Sems Tebrizi’nin turbe/camisine gittik, Mevlana Muzesi ne kadar kalabaliksa, burasi da bir o kadar sakin, sessiz ve dingindi, bir sure oturduk karanlikta, turbeye kilitlendi gözlerim ve yaklasip bi kac fotografini cektim, tam cikarken caminin hocasi, sizi foto cekerken gördüm, saatin arkasinda bir yazi vardir, onun fotosunu çekmediniz, cekin dedi, geri içeri girdik ancak fotograf makinesinin pili bitmisti ve cep telefonuyla fotografini cektim, cikarken hocaya bu yazinin anlamini sordum, bunu kimseye söylemeyiz, sizin türbenin fotografini cektiginizi görünce söylemek istedim, yazinin anlamimi dedi gozlerimize bakarak, onu ben söylemeyeyim, yazi kendisini size anlatir…ve ardindan bize, Alaaddin Camiine gitmemizi ve orada Selcululardan kalma çok eski bir minber oldugunu, caminin enerjisinin cok yuksek oldugunu ve bahcesine mutlaka cikmamizi söyledi, bahcesinde Camiinin yapim süresince tahtta olan ve yapimi icin destek veren 8 padisahin türbesi varmis..En son Sultan Alaaddin Keykubat’a nasip olmus camiiyi bitirmek, camiin adi da onun adi olmus.

Alaaddin Camiine gittigimizde ki çok buyuk bi camii ile karsilastik, camii eski yunan/ionya sütunlarina benzeyen ( yere batan sarayindaki sütunlar gibi) sütünlarin uzerinde duruyor, biz hemen mimberin oldugu yere gittik, bir kac fotograf cektim, çok ince bir işçiligin göze carptigi, sanirim ceviz agacindan yapilma etkileyici bir minber..sonra avluya cikmak istedik ancak avlu ziyarete kapatilmisti, kismet diyerek tam cikmak uzereyken caminin hocasini kapida gördük ve camiyi cok sevdigimizi ama avluya cikamadigimizi oysa çok istedigimizi söyledik, hoca; kapattik, niye cikmak istiyorsunuz dedi, biz de Tebriz’in camii hocasinin, görmemizi özellikle istedigini söyledik, referansimiz ise yaradi veee gelin dedi hoca, acayim size kapiyi, çikmak istediginizde de geri kapiyi vurun, kapatacagim arkanizdan dedi..pür telaş ve sevinç içinde avluya ciktik..

Genis, ferah insanin içini huzurla dolduran bir avlu, solda iki tane yapi var, bunlardan birinin içine girdik, sekizgen bir türbe, eskiden içinde kar sulari biriktirilir ve yazin soguk su içilirmis, tuylerim diken diken oldu, ruzgarin çatida yarattigi citirtilar kulagimiza gelirken aniden bir ney sesi duyduk..kulaklarimiza inanamadik ama gerçekten çaliyordu, nerden geliyor, kim caliyor bilemedik, o sesle yine dönmeye basladim..bir sure zaman yine kayboldu..ne kadar kaldigimizi bilmiyorum, sanirim epey kaldik ki; hoca kapiyi acmis bize sesleniyordu, nerdesinizzzz?)) geliyoruz dedigimizde ise Ney sesi de gitmisti..

sevgimle
nil

2 yorum:

Fuliyama dedi ki...

Yazdıklarını okurken sanki oradaydım..büyülü bir deneyimi ben de seninle yaşadım..teşekkürler bu güzel paylaşım için Nilüm, sevgimle

ServI dedi ki...

yazınız çok etkileyici idi bunu paylaştıgınız için tşkler fakat keşke çektiginiz özellikle cepten çektiginiz resimleri paylaşmış olsaydınız konunun doruk noktası olurdu herhalde saygılarımla