15 Temmuz 2010 Perşembe



Mesele dışındaki şiddete bakmak değil, mesele kendine gösterdiğin şiddeti görmekte, sen ifade etmediğin her düşünceyi, her duyguyu,  bedenine gösterdiğin şiddeti,  görmediğin/farketmediğin için; dışındaki şiddete bakıyorsun;

-ama bunu bana neden yaptı?

-ben bunu haketmedim ki? diyorsun ya da başkasına yapılan şiddeti görüp, yargılıyorsun -zihin bunu öyle kamufle ediyor ki; hatta yargını; acıyor, şevkat duyuyormuşsun gibi ifade ediyorsun.

Bu durumun "yeterince" farkında olmazsan, maddi dünyadan da özgürleşemezsin ve yataydan beslenmeye devam edersin- ve ne yazıkki bunu ne kadar deneyimlersen deneyimle; zihin unutur, unutturur, çünkü zihin kendine bakmayı sevmez, çok çabuk sıkılır ve bıkar, sana dışarda eğlence yaratır ve onunla meşgul olmanı sağlar. Bunu da sana kötülük olsun diye yapmaz, o sadece kendini TÜMden ayrı bilmektedir. Meditasyon sırasında, bazı anlarda O'ndan ayrı olmadığın ANları yaşasan da (samadhi anlarıdır bunlar) bu dünyanın kutupluluğu içinde, zihin kendini BİRleştirememektedir.

Bunun dışına çıkmanın yolu; kutupluluklar üzerine düşünmektir. Evinde çiçek koyduğun vazo ile çöp kutusu arasında, zihninin onlara verdiği anlam/değer dışında hiç bir fark yoktur aslında, birine taze çiçekler konur birine ise artık ölmüş olanlar. ve ikisi de aynı değerdedir işlevleri farklı olsa da değerleri BİRdir, evindeki çöp kutusu, ona çöpleri koyduğun için değersiz olamaz, çünkü o kutu olmasaydı evin çöp eve dönebilirdi?:) Zihnin bu tür etiketleri verdiğini farketmeye başladıkça sen, FARKETMEZ noktasına yaklaşırsın.. 

Senin evreninde yeralmayan hiç bir şey dışında olamaz, unutma; enerji kaynağına dönmek zorundadır. Hayat sana ne veriyorsa hepsi senden ona gönderilmiştir ve geri dönmektedir...

İşte o nedenle asıl mesele; kendine gösterdiğin şiddeti fark edebilmekte; ne yaptığın/yapmadığın değil, mesele onu "neden" yaptığının yanıtını, sadece kendine içtenlikle vermendir ve bunu verebildiğinde, kim ne derse desin "kendini olduğun gibi kabule" doğru yaklaşırsın ve o zaman birileri akıl verirken "fikrinle zikrin uysun, bak derken, anlaşılmayı beklemez ve farketmez diyebilirsin. Çünkü bilirsin ki; bunu diyen, başka birileri gibi görünen, senin evrenindeki senden başkası değildir,senin zihnin kategorileyip, etiketlemeye devam ettiği sürece, karşına bu tür formlar çıkacaktır...

5 yorum:

PufidooT dedi ki...

İçimi açan ve kendimi farketmemi sağlayan yazılarsan yazı yazmaktan blogları okumayı unutmuşum çok güzeldi bunu deneyenlerden olduğumu düşünüyorum başarıyor muyum hiçbir fikrim yok.

Fuliyama dedi ki...

Ne güzel akmış yine kalbinden Can Nilüm....

düş dedi ki...

teşekkürler sevgiler..başarı başarısızlık zihinsel kavramlar, farkındaysanız geri boş..

düş dedi ki...

canım Fumm çook sevgimlee:)

Adsız dedi ki...

...marifet var marifetten içeri...