9 Şubat 2011 Çarşamba

Hakikate uyanmak..

Düşüncelerinin hakikatle çatıştığını farkettiğinde, duygularınla ona kancalanmaktan vazgeçersin..Bu illaki vazgeçeceğim diye olmaz, kendiliğinden olur, kayıtsız kalırsın bir an da. Kayıtsız kalmak nedir; kayıt tutmazsın artık, akar gidersin, suya düşer yosun tutarsın, yel vurur ıslık çalarsın, herşey olması gerektiği gibidir, sen kendini böylece TAM(am)larsın, herşey sana bunun için gelir.

Düşüncelerine soracağın dört soru var;

1.Doğru mu?eminmisin?
2.kesinmi?
3.bu düşünce geldiğinde tepkilerin ne?
4.bu düşünce olmasa sen nasıl bir insan olurdun?

Byron Katie'nin "gerçeğe uyanmak" adını verdiği bir çalışma bu..Hakikate uyanman içindir bu yolculuk, ve sana türlü yollarla gelir, yaşadığın dibe vuruşlar da bunun içindir, başarısızlıklar da..çünkü bu dünya da "aslolan" dingin ve sessiz kalabildiğinde sana açılır. Zihin bu düşüncelere verdiği  negatif tepkilerden arındığında öğrenir ki; kendini mutlu kılan, teskin eden, korkutan, nefret ettiren hep o dur ve zihin bu yolla kendini gözlediğinde ve ortaya döktüğünde, aniden "mutlak anlayış" içine akar.O'ndan hiç ayrılmamıştır..

Ayrı olduğunu sandığın zamanlarda O'ndan ayrı değilsin, bir sözle, bir kitapla, bir insanla, sessizlikte seslenmektedir O, sen kendini bildiğinde, O, mutlak anlayış içine akar ve O'nu bilirsin..

8 yorum:

Uma dedi ki...

Byron Katie'nin calismalarini begeniyor zihnim :) Bir de mektup yazma vardi. Birine kizginsin mesela, mektup yazdiriyor. Sonra sen bencilsin diyorsun ya mektupta, butun senleri ben yaptirtiyor. Ve kendini gormeni sagliyor :)
Tabii gormeyeceksen bence oyle okusan da gormez bir bahane uydurursun da, guzeldi iste :))
operim seni, ne guzel hatirlattin :)

düş dedi ki...

eh işte görmek için herkesin bir zamanı var "O, gör artık" demedikçe, oyalanıp durulur, uygundur..sarılırım ben de yüreğine:)

Pırıltılı cadı dedi ki...

bazen bir olay olur, biter hersey karanlıga gomulur insan, ama sonra bi bakar ki, çıkmadık candan umut kesilmez.. alısır sonra.. o karanlık bulutlar aydınlanır, teslim olur, direnmeyi bırakır ve içinde bulur herseyi.. derin bir sessziliktir, kabuldur..

düş dedi ki...

öyle işte Pırıltılıcım, ne yaşamışsam uygundur dersin, devam edersin yoluna, bi bakarsın o yaşadığına, sanki binlerce yıl önce olmuş gibi hissedersin, sen kendine(O'na)yaklaştıkça...

Fuliyama dedi ki...

Bu sabah bu yazını okumuş olmam bile bende farkındalık yarattı can Nilüm, çok çok teşekkürler!

düş dedi ki...

teşekkürlük ne var?..O istedi; yazıldı, O istedi, okudun.. severim canını biliyon caanımm:)

sufi dedi ki...

Sessizlikte sessiz kalan bana seslenen sana şükürler olsun.Herşey yolunda düş-üm. Saf ve pozitif minik canları(torunları) okumaya çalışıyorum bu sıralar. Eğitiliyorum saf gönüllerce...Seslenişin için teşekkürler ve Sevgilerimle.

düş dedi ki...

Hamdolsun verdiğin sese,gönülden sarılırım, çoook sevgimle..