22 Temmuz 2009 Çarşamba

uyanmanın işaretleri..




Uyanmanin Isaretleri


1. Artik spiritüel bilgi veya deneyimler için arzu olmaz.

2. Olan seyden farkli olan herhangi bir sey olma arzusu yoktur.

3. Baglilik OLMADAN sefkat vardir.

4. Her ne olursa olsun beden/zihin huzurludur.

5. Zihin, geçmis veya gelecek kaygilari olmadan tam olarak simdidedir.

6. Aynen meditasyonda oldugu gibi düsünceler gelir giderler, ama onlarla özdeslesme yoktur.

7. Herhangi bir yargilama olmadan “olan seyin” farkindaligi vardir.

8. En zor durumlarda bile mutluluk sabittir, süreklidir.


Uyanmis Olmak Sunlar DEGILDIR:


1. “Spiritüel deneyimlere” sahip olmak.

2. Sürekli keyif, cosku hali.

3. Armaganlara (yeteneklere) sahip olmak (kanallik, telepati, durugörü, duruisiti, sifa yetenekleri, levitasyon yapma, nesneler tezahür ettirmek vs.)

4. Spiritüel konularla ilgili bilgi sahibi olmak.

5. Kundalini deneyimleri yasamak

6. Özel oldugunu düsünmek

7. Mükemmel sagliga sahip olmak

8. Duyularla algilanan herhangi bir seyle iliskili seyler

9. Ego/zihnin gerçek olarak tasidigi seyler


1. “Gerçek uyanista” sizin bilinç oldugunuzun ve fiziksel duyularla algilanan herkesin ve herkesin bu ayni bilinç oldugunun mutlak kavrayisi vardir.

2. Aydinlanma kisisel hikayeden tam bir baglantisizliktir. Önce uyanis gelir – kendinizin oldugunuzu düsündügünüz “kisi” olmadiginiz kavrayisi.

3. Eger derinlesme süreci yeniden – "özdeslesme" ile kapatilirsa, daimi bir uyanis olabilen spiritüel bir deneyim bir “insanin” basina gelen bir deneyim olarak kalacaktir.

4. Bir kez uyanis gerçeklestiginde, bedene ne olursa olsun okeydir, çünkü olaylarin farkli olmasini isteyen “kimse” yoktur. “Iyi veya kötü” hissetmek esit derecede kabul edilirdir. Duygular gelip gidebilirler; düsünceler gelip gidebilirler; durumlar gelip giderler ve hatta hastalik gelip gidebilir.


Aruna Bayers, Dinliginliğe Girmek Çev: Saffet Güler

14 yorum:

guguk kuşu dedi ki...

öncelikle yazılarını özledimi belrtmek isterim:)
yazı çok ilgimi çekti. Şimdi bu yazıyla ve burda yazanlarla özdeşleşmeden süreci yaşar ve izlerken arada bir kontrol edebileceğim bir anahtarım olacak.

guguk kuşu dedi ki...

ben en çok 7. maddede tökezlediğimi farkettim.

düş dedi ki...

SEVGİ'li guguk:) bence; tüm maddeler koşulsuzluktan geçiyor,koşulsuz seven, olduğu gibi olan, neden, niye yaptığını bilmeden öyle OLur,hiçbir sorunun kesin yanıtı yoktur,kendinden, başkasından ve hayattaki hiç bir şeyden emin değildir koşulsuz olan,tamamen bilgisiz ve yorumsuzdur, tamamen boş ve anlam yüklenmemiştir ve yargısızdır..

Hani Mevlana derya, bilgiyi ögren sonra unut, yolu bil ama sen yine de kendi yolunu bul diye, kendine dogru yürüdükçe,ÖZün hakikatin, yolun olur,gerisi de yalan olur:)

sevgimleee..

guguk kuşu dedi ki...

peki o zaman nilüfercim yargılamaya devam ettiğim şeyleri gerçekte sevmiyormuyum ben ve eğer öyleyse hala koşullarım mı var:( nedennnnn

düş dedi ki...

yargıladığın bir "illüzyon" guguk,illüzyon sana bana göre değişiyor, fikir ve yorum üretebiliyoruz hakkında, değişmeyen şeyse HAKİKAT, hayatta seçimler yapıldı, oyun yazıldı burada oyunu oynuyoruz, seçimi ego yapmıyor, seçimi ÖZ yapıyor ve bilende sadece o, artık egoya rahatla demenin zamanı, o herşeyi bildiğini sanıyor ve inandırıyor buna, hiç bişey bilmediğini bilsen, yargılayacak ne kalırdı?şevkat ve mantık, akıl ve yürek sadece bu ikisi ile kendine yürürsün, yola devam:)

guguk kuşu dedi ki...

tabiki yola deam, vazgeçmek yok ama aynı hataları tekrar tekrar yapmak istemiyorum ama engel olamıyorum kendime. acaba günlerce bir odaya mı kapansam, konuşmama orucu mu tutsam:) yargı aklıma geldiği an balık tutar gibi yakalıyor ve sobeliyorum onu. kendimi yargılamıyorum o anda ammmaaa
bazen en çok ne istiyorum biliyormusun bir öğretmen ve aslında biliyorumki öğretmenlerim etrafımda bilmek yetmiyor işte

düş dedi ki...

hata yaptım diyerek kendini yargılamıyormusun?ki aslında başkalarını yargılarken de kendimizi yargılıyoruz..hata affedilendir, affedebildiğin zaman mümkün olur koşulsuzluk..

guguk kuşu dedi ki...

sanki bir kısır döngü yada zincirleme bir kaza gibi, biri diğerini oluşturuyor diğeri de öbürünü arttırıyor:)
affedebilmek için önce kızgın ve kırgın olduğumun farkına varmam lazım, sanırım ben değilmişim gibi yapıyorum yada beğenmediğimin farkına varmam.
belki de bu ötelememin nedeni kendimle karşılaşmak istemeyişimdir, bencilliğim ve ukalalığımla:(
dua edeceğim nilüfercim, böyle sıkıştığım anlarda yapabildiğim ve huzur bulabildiğim tek şey: dua

düş dedi ki...

affedemediğin kendinsin, kendimizi affedemiyoruz, hani Allah affetsin derler ölenin ardından?? O yargılamıyorki affetsin??

kızgınlık da begenmemek de kırgınlık da illüzyonda bizi tutan egonun oyunları işte, o oyunların oyun oldugunu anladıkça, zihin oldugu haliyle mükemmelligini kavrayacak ve rollere,kimliklere gerek kalmayacak, işte o gün kuantum sıçraması da olacak, herkesle bir arada ve herkesin O'nun mükemmel yansıması oldugunu bilerek başka bir gerçeklikten bakacağız, kimbilir ŞİMDİ anında bakıyoruzdur da..huzurla kal..sevgimlee..

guguk kuşu dedi ki...

kavramak istiyorum, anlamak istiyorum ve özümsemek, neredeyse anlamak için kafamı duvarlara vuracağım,
zaten ben anlayamadıkça duvarlar kafama kafama vuracak.........

sufi dedi ki...

Sevgili Düş;
Diyaloğunuzu sessizce okudum.Soran da bendim, söyleyen de.Bir büyük ayna kırılmış, her bir parçası başka bir şekil...Ama her parça yine de o ayna..Her nereye baktıysam O göründü gözüme, benimin olmadığı yansımalarımla.Seyir aleminde buluşmak üzere, sevgilerimle.

guguk kuşu dedi ki...

canım sufim, yüreğime ilaç gibisin. Bu sözünü aklımda tutmaya çalışacağım.

Uma dedi ki...

Guzel sohbetinizi hic bolmeden huzurunda egilecegim Jay Saraswati :)
bilgi akisi icin hurmetlerimi sunuyorum :)

düş dedi ki...

SENin içindi Uma:)