8 Mart 2009 Pazar





ve bittii..

Avatar da son..

İçim oyle dolduki, gozyasim akti yine, baktim içime, iyiden iyiye baglanmisim ona, kaybetmis gibi hissettim bir anda bitince, ama bu dunyada hersey cok gecici iste,bitiyor ve basliyor hersey, bitisin ve baslangicin tek noktasi OLAN disinda...

Son bölümü izlerken, bana hatirlattigi en önemli sey; BiRleşmeden TEK olunamadigi..tipki zihin, beden ve özden olusan ve adina insan denilen varolanin; ne yalnizca zihin ne yalnizca beden ne de yalnizca ruhdan olusmadigi, bu hayat oyununda üçü bir yaptiginda BEN OLAN BEN OLdugudur..

BİR Oldugunu hatirlamak,

his, dusunce, eylem...öz, zihin, beden...

Hislerimiz; tanrinin ruhumuza dokundugu ve ondan gelenlerdir, farketmeli..

Dusuncelerimiz; zihnimizdedir, zihnimiz bu dusuncelerle cevrilidir, biraz inceleyip baktigimizda(ozellikle meditasyon bunun için çok onemli bir aractir ama illa ki bir teknige de gerek yok, sessizce durup icsel merkezde kalindiginda, zihne gelen her bir dusunceyi izlemekle, özdeslesmeden izlemekle, onlarin aslinda bize ait olmadigini, toplumsal bilincten bize aktigini biliriz) hiç bir dusuncenin bize ait olmadigini anlariz..

Beden, davranislar araciligiyla tumuyle yapandir,bedenimizin dilidir davranislarimiz.. ne OLdugumuzu bilmekle, tum eylemlerimizde OLANi yapar oluruz..hisleri söze, sözleri davranislara donusturuyoruz bu dunyada, bu donusturmede bazen tercumede hatalar yapiyoruz, onun için hisleri söze dokmekte zorlaniyoruz, donusturme isi AVATARin en iyi yaptigi seydi..

Butun bunlari hatirlamak; TAM bilmek demek, o da meditasyonla, duayla,onumuze gelen kitaplarla, tanistigimiz insanlarla, Gurularla, kisaca kendimize koydugumuz hatirlaticilarin bize sunduklariyla, o sunulanlari yani o bilgileri deneyimlemekle ve TAM farkindalik halinde kalmakla mümkün..gerçekten kim/ne OLdugunu hissetmek..

Spirituel bilgiler bize, bildigimizi hatirlatmak için akiyor, fiziksel dunya bize bu bildigimizi deneyimlemek için oyun alani veriyor..oyunda bu hissedis ve farkindalik da "kendini bil"meyi mumkun kiliyor..

Gule gule AVATAR..ben seni çok sevdim..

3 Mart 2009 Salı



2000li yıllarin basi,bir hastane odasindayim, tekbasima yatiyorum, gecenin yarisini coktan geçmis zaman, akrep yelkovan üçü kovaliyor,yattigim bölümde koridorda hemsire diskinde monitorler var, her birinden bir kalp ritmi ses olup yayiliyor ve bir doktor, o saatte, o ritmle tango yapiyor, dinliyorum ayak seslerini ve gulusmeleri…

Yil 2008 bu olayi kadin dogum intern doktorlarina “kimliklerimiz ve hikayemiz" basliginda bir sunum olarak anlatiyorum, kendi hikayeme onlari da tanik yapiyorum ustelik kendi hikayemin tanigi olarak anlatiyorum…

Ve dün, annemin yanindayim hastane odasinda, bir doktor, gözleri zeytin gibi kapkara gülümsüyor bana, ben de gülümsüyorum..siz diyor sosyologsunuz degilmi? Evet diyorum boyle bir kimligim var:) bize, tango yapan doktoru anlatmistiniz, uzun zamandir dinledigimiz en guzel dersti…

Tanigin tanikliginda, hikayem BİRilerine ders oluyordu…