29 Nisan 2009 Çarşamba



Bugün sevgili Tutsak'in blogunda yazdigi konuyu okuyunca, yargılamalarla ilgili kulağıma hep küpe olan bu fikra geldi aklıma,Nasrettin hocaya atfedilen fıkra şöyle;

Hoca, evinin oldugu sokağa girdiğinde, yanına komşusu yaklaşır ve önlerinde giden ve kucağında bir tepsi baklava olan adamı gösterir,
"hoca baklavalar gidiyor, baksana" der,hoca komşusunun yüzüne bakar ve
"banane" der.
Komşusu nefessiz hemen atılır,
"ama hoca baklavalar sizin eve gidiyor"
hoca;
"ee o zaman sana ne?"

Ne hoş fıkradır bu,insanın odağının hep kendisi üzerinde olmasını anlatan. Çünkü,yaşanan her olay, dışarıdaymış gibi gözükse de aslında getirdigi deneyimle, tamamen insanın kendisine bakmasını gerektiren içsel bir süreçtir.Olayın insanda yarattığı her akis, dokundugu her nokta, nefsine, duygusuna,düşüncesine bakması ve içsel analizle kendini gormesi için vesiledir.Her vesileye hamdolsun, bana beni gösteren her yansımaya...

Bugün Mevlana ve Sema belgeselini izlerken (Sevgili Hale'nin blogunda okudum, bilgisayardan indirilebiliyormus; adresi: http://video.google.com/videoplay?docid=-4679609736816476723&ei=9WH4SbbEDJ_Q2wKZvqmmBQ&q=mevlana+ve+sema ) iki söz yüregimde bir kabule dokundu ve içimde bir anlayış oluştu, bunlardan biri,

iki kuş dört tane kanat eder ama kuş, dört kanatla uçamaz, bu ikiliktir, kuş yalnizca iki kanatla uçar, bunun için kuşlardan birinin ayrılması gerektir..o kanatlar ancak kalpte BiRleniyor sanırım, ayrılık acısı yuregi yakınca, bir süre bunu anlamak zor gibi görünse de dünyada yaşanan ve kalbe dokunan her ayrılık,içsel BiRliği bilmek için bir vesile...

Ikinci söz de, gecen sene Mevlana müzesini gezerken, müzenin kapısı üstünde bir güvercin görmüş ve çekmiştim, yukaridaki fotograf ona ait.Işte o gun kuşun altındaki yazıyı merak etmiştim, cevap bugün izledigim belgeselden geldi, yazıda şunlar soyleniyor;

Bu makam, aşıkların kabesidir, buraya eksik gelen TAMamlanır...

25 Nisan 2009 Cumartesi


3 hal; halden hale gecis;
herseyin uc hali; kati, sivi, gaz..

kemik
ilik
zihin

beyin
kan
zihin

goz
gozyasi
zihin

beden
can
zihin

dun aksamustu, ortopedi, akapunktur ve hipnoz uzmani olan bir doktora gittim, doktora giderken kendimi bir yandan da izliyorum, odasina neredeyse gaz halinde girdim, oradaydim ama orada degildim:)gozlerimin icine baktiginda da sivi hale donusmus ve pelte gibi uzanmistim sedyeye :) neyin var dediğinde ise; kati hale gecmis ve konusmaya baslamistim;
"dizler agrıyor ve bel, ama bir haftadir, buraya gelecegim diye hic agri kalmadi, oysa neredeyse bir yildir cekiyorum bu agrilari" dedim.

Kapkara gozlerini, ucuncu gozume dikmis bir halde olan doktor; "buraya gelecegini dusundukce sen, adrenalin salgin artti bedeninde, adrenalin salgilandikca, kan bedeninde her yere dolasti, dolayisiyla kanin gittigi her yer rahatladi ve agrin kalmadi" dedi.

Sonra filmlerime bakti ve soyledigi ilk sey, "annene selam soyle" oldu:)cunku genetik sebepli yasiyordum, belimdeki ve dizimdeki agrilari. Korkma dedi, bel fitigin henuz yok, 4.5.6. omurlarin ustuste binmis, sinirlerine baski yapiyor, sirtina cok yuk gelmis bu aralar, sirtina binince bu yukler, dizlerinin kuvveti gitmis ve kikirdagi besleyecek sivi azalmis ve beden agri ile sana sinyal vermis, iyileseceksin, bilinçli bir hastasın:) allaam her an, halden hale gecisime uyanik kalmak icin kendimde tutuyorumya dikkatimi, zannimca bu sebepten doktor gozlerime bakinca, beni suurlu bir hasta olarak kabul etti:) "sana ilac vermeyecegim, belinin yukunu azaltacak hareketler yapacaksin,kemiklerin icin bir vitamin kompleksi verecegim ve dizindeki kikirdaga takviye disarıdan kikirdak alacaksin (köpek baligi kikirdagi hapi)" dedi.

Iste boyle, beden adaptasyon halinde zannimca, simdi balik dostlardan kikirdak odunc aliyorum, bende azalmista:))

23 Nisan 2009 Perşembe


Çok bilinen mağara mitosunun sonunda Platon,karanlıktan korkan bir çocugu hoş görebilirsiniz ama asil trajik olan; bir yetişkinin aydınlıktan korkmasıdır der.Aydınlık korkutur mu, korkutur işte, eger bir mağaranın içindeyse insan ve tek gerçeği, içinde oldugu hal sanıyorsa...

Gunlerdir içimde bir vecd hali seziyorum, OLANa hamd içindeyim, vesile olanlara şükürler ediyorum, nasıl anlatmalı bilmiyorum, bulutların rengi farklı, kuşların ötüşü farklı,rüyanın içindeyim ama uyandığım bu rüya bir öncekinden daha farkli, hayatın ritmi nefesimle içimde atmada, bir sevinç halimi desem yok degil peki bir hüzün halimi yok o da degil, yok işte bu halden hale geçişi anlatacak kelimem.

gecenin 03.33unde uyanıyorum ve cep telefonun notlar bölümüne şu sözleri yazıyorum;

"unutuşun ve hatırlayışın kitabı sen; sadece ışıksın, paylaş."


20. Kural; Yolun ucunun nereye varacagini dusunmek beyhude bir cabadan ibarettir. Sen sadece atacagin ilk adimi dusunmekle yukumlusun, gerisi zaten kendiliginden gelir.

Sehre geri donerken yolda, sarhos diye feci sekilde dovulen sarhos Suleyman'la karsilasir.O kadar kotu dovulmustur ki uzun sure yerde yatar, gokkubbede ay onun bu halini gormemek için bulutlarin arasina kacmistir. Sems, adama "yaralisin" diye fisildar, "hem bâtinen hem zahiren, hem icte hem dista"..Suleyman, beni kirbaclayan adam, "sen ve senin gibiler yeryuzunde fazlaliksiniz dedi bana" deyince, Sems,yanlis laf etmis,tek tek herkes elzem ve vazgecilmezdir. Tesadufi olan ya da fazladan olan hicbirsey yoktur der ve kurali soyler;

21.Kural; Hepimiz farkli sifatlarla sifatlandirildik, sayet Allah herkesin tipatip ayni olmasini isteseydi, hic suphesiz oyle yapardi. Farkliliklara saygi gostermemek, kendi dogrularini baskalarina dayatmaya kalkmak, Hakk'in mukaddes nizamina saygisizlik etmektir.

Sems Suleyman'i yoldan alir ve evine dogru tasimaya baslar.Bu arada Suleyman da ona cok merak ettigi bir seyi sorar; "Sufilerin methettigi mey hakikimidir yoksa mecazimi?" Sems, ilahi Suleyman, bunu mu merak edersin, NE FARKEDER? der ve kurali soyler;

22.Kural; Hakiki Allah asigi, bir meyhaneye girdi mi orasi ona namazgâh olur. Ama Bekri ayni namazgâha girdi mi orasi ona meyhane olur.Su hayatta ne yaparsak yapalim, niyetimizdir farki yaratan, suret ile yaftalar degil.

Sems artik Konya'dadir.Sekerci hana yerlesmistir az kalmistir Mevlana ile tanismasina, dusunur hayatini bir gece vakti.. ve bir hikaye gecer zihninden;
Bir Abdal sehre gelmis. Buranin halki yabancilara hic guvenmezmis,"Defol" diye bagirmislar dervise."Hiç birimiz seni tanimiyoruz"
Dervis, sûkunetle yanit vermis,"ben kendimi taniyorumya, önemli olan o.Inan olsun sayet obur turlu olaydi, yani siz beni bilseydiniz ama ben kendimi bilmeseydim cok daha fena olurdu"

23.Kural; Yasadigimiz hayat elimize tutusturulmus, rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncagi o kadar ciddiye alir ki;aglar, perisan olur onun icin. Kimisi eline alir almaz soyle bir kurcalar oyuncagi, kirar ve atar. Ya asiri kiymet verir ya kiymet bilmeyiz.
Asiriliklardan uzak dur.Sufi ne ifraattadir ne tefritte. Sufi daima orta yerde...

Sems sonunda Mevlana ile tanismis, gonul dostunu bulmustur.gece vakti odasinda, Konyadaki insanlar uzerine dusunmektedir,oruc tutan, bayramda kurban kesen, Mekke'ye hacca giden oyle insanlar vardir ki yureginde tek bir sevgi olmayan. Oysa, insan askta ve askla iman etmelidir Sems'e gore.Cunku "O" ne Mekke de ne Medine'dir.O asiklarin gonullerindedir.

24. Kural; Mademki insan esref-i mahlûkattir, yani varliklarin en sereflisi, attigi her adimda, Allah'in yeryuzundeki halifesi oldugunu hatirlayarak, buna yakisir soylulukta hareket etmelidir. Insan yoksul dusse, iftiraya ugrasa, hapse girse hatta esir olsa bile, gene de basi dik, gozu pek, gonlu emin bir halife gibi davranmaktan vazgecmemelidir.
Kaynak:Elif Safak; Ask
video

22 Nisan 2009 Çarşamba


Bir şeyi anlamanın iki yolu vardır;ya kalple anlayabiliriz (kabul ve şevkatle) ya da akılla (zihinle).Akıl felsefe yapmayı çok sever, ona takılır, soylem analizi ile çözümler.Bilim için akıl kaçınılmaz şarttır,ama akıl kalpten yoksun oldugunda, Hiroşima'ya atom bombasını da kolaylıkla atabilir.

Zaman kavramsal olarak insanın yaratımıdır, duz bir çizgi içinde geçmiş-şimdi-gelecek dongusunu yaratmıştır.Doğada zaman yoktur diyemeyiz çünkü, doğadır insana zaman hissini veren, bu dunyada. Ay'a bakar insan ve onun hilalden dolunaya donusmesini izler ve buna zaman der.

Evrende zaman yoktur diyebiliriz oysa, cunku evren bir varoluştur, her AN varolmaktadir, zamanın yoklugu derken aslında ANdaki varoluşa dikkatin yogunlaştırılması istenir.Bu açıdan bakıldıgında, ornegin tohum "öz" her AN vardır, biz onun topraga dusup, once koklenmesine sonra topraktan fışkırıp dallanmasina, yapraklanmasına sonra da çiçek açmasına bakarak, tohumun zaman içinde dönüştüğünü sanırız, oysa "öz" tohum her AN vardır, onun için zaman yoktur, aslında zamAN vardır:)

16 Nisan 2009 Perşembe

Günlerdir dışımda olan bitenleri izliyorum,malum iç dışı yaratır ve dahi evrenimde BENden başkası da yok, yansıyanlara, yansımalarıma bakıyorum,ailemden ülkeme kadar genişliyorum ve korkunun/sindirilmenin büyük bir yoğunlukla ağırlık kazanmasını seyrediyorum ve o korkuya şükrediyorum, yoğunluğu olmayan ve sadece yayılan ışığımı bana hatırlattığı için…

Çünkü hiçbir katı cisim yoktur ki; ışık üstüne düşmesin, ve üzerinde yayılmasın…
Şems AŞK kitabında diyorki, Aşık olmanın da, ölmenin de bir zamanı vardır, hem de hiç şaşmaz, dakika şaşmaz..

AŞK olmak nasip olanlar, NEFSin ölümünü de BiR NEFESle geçerler, korkudan hergün ölmektense BiR kez ölüvermeye doyarlar…

13 Nisan 2009 Pazartesi



"insan"ın baskası sandıgı otekilere ve kendine dair dusunceleri sadece "sanı"dır.Insan bu zanlarına inanmaktadır...Oysa bir de insanin baskası sandıgı otekilere ve kendine dair bildikleri de vardır...yapan sanır, bilen OLur..bu biliş ozun bilisidir, sessiz, suskun, derindir...

12 Nisan 2009 Pazar

video
Fotograf;Mevlana yili etkinligi afisi, paylasan Uma'ya sevgimle..

döne döne...

Cok zaman once bi bilgi gelmisti kalbime, bu dunyayi yaratirken isik bedenden maddeye gecerken kimimiz hava, kimimiz ates, kimimiz su, kimimiz toprak iken birbirimizle gorunmeyen dilde konusur, birbirimizle selamlasir, birbirimizi sever ve varligimiza hamd ederdik.Bu donemler yaradilisin baslangicindaki ilk bedenlenme vizyonlarimizdi, onlari cagirmak , butunluk bilincinden ayri kaldiktan sonra simdimizde butunlugumuze donmenin en kolay yoluydu, o zamanlar bunu yapmis ve havayla havaligimi, suyla sulugumu, atesle atesligimi, toprakla toprakligimi bilmistim.

Bu bir bedenle uyum icinde yasayan ozumu de bilmistim..bir yanim ruhsal planda ozsel bilincimi tasirken bir yanim fiziksel planda bu bilinci yaratmak icin (atom) maddelesiyordum, hizla ama hizla donuyordum (hala donuyorum) koskoca bir daireydim ve kendimden kendimi yaratiyordum, bolunmem sekiz biciminde oluyor, orta noktam incecik bir bele donusuyor,kocaman iki daire kendimden kendime akiyordum ama oz bilincimden akanlari bu akista esit bicimde kendimden kendime aktaramiyordum ve secim zamani gelmisti yaratmak ve var etmek icin kendimden yeni ve ozgur bir parca ayrilacakti..bu sonsuz bir yasama dogustu, parcama sonsuz bir sevgi ve sevkat vardi icimde, sonsuz bir akis vardi icimde, isik bedenimse yaniyordu aci icinde yada aci degildi belkide ayrilmanin verdigi huzundu ve ayrildim..onu nerede gorsem icmdeki sevgi ve sevkatle bilecegimi, hatirlayacagimi, asla unutmayacagimi bilerek..
Fotograf; Mevlana...
Konya sehri Babil Kulesi misaliydi Sems'e gore,her an hersey durmadan degisiyor, ayrisiyor, cozuluyor, bozuluyor, yenileniyor, aydinlaniyor, askinlasiyor, can bulup can veriyor.Tam bir kesmekes.Herkesin bir derdi var. Kimsenin kimseye deva sundugu yok. Bunlari dusunurken ayirt etmeden herkese bakan Sems, dertlerine uzak ama yureklerine yakin dururum der..

16.Kural; Kusursuzdur ya Allah, O'nu sevmek kolaydir. Zor olan kusuruyla sevabiyla fani insani sevmektir. Unutmaki kisi, bir seyi ancak sevdigi olcude bilebilir. Demekki hakikaten kucaklamadan otekini, Yaradandan oturu yaratilani sevmeden, ne lâyikiyla bilebilir, ne lâyikiyla sevebilirsin.

Konya'ya girdiginde mevlana ile karsilasmadan once, sehri gezmeye karar verir ve yol onu sehrin kenar mahallerine goturur.Mahallede bir ev dikkatini ceker, bahcesinde akillara durgunluk verecek guzellikte katmer katmer güller vardir.Bu bagin bagbani, kim ola diye merak eder.Tam o anda evin kapisi gumburtuyle acilir ve kat kat gerdani, degirmi göbegiyle, ustu dudaginin hemen yukarisinda tuy tuy kara biyigi olan, izbandit bir kadin disari cikar, "kimsin, ne istersin" der.Buralar sana gore degil dervis der. "Nedenmis o diye sordugunda Sems,"gormuyormusun ayol burasi kerhane" der. Sehrin en berbat, en pis yeridir, gelme buralara diye uyarir.
Sems de; " bana gore pislik icte olur, dista degil, bu da kurallardan biridir" der..

17. Kural; esas kirlilik, dista degil icte, kisvede degil kalpte olur. Onun disindaki her leke ne kadar kotu gorunurse gorunsun, yikandimi temizlenir, suyla arinir.Yikamakla cikmayan tek pislik, kalplerde yag baglamis, haset ve art niyettir.

Sems kerhane mamasi hunsaya, "merak etme kerhaneye gelmedim, ben su gul bagina hayran kaldim. Ona bakmak icin yanastim" der."O gul bagi, kerhanedeki kizlardan colgulunun marifetidir" der kadin. "Bu kizcagiz,temiz kalpli birine benziyor, gun gelecek bu yolu terk edecek, manevi yolculuga cikacak "deyince Sems, Hunsa geri cekilip hiddetle suzer Sems'i. "Zebaniler kopartsin dilini,bu kizlar benim sermayem, buranin agasi benim, ben karar veririm ne yapacagima, git burdan yoksa cakal kalfayi cagiririm" diye tehdit eder.

"Kimse kim, gidiyorum tamam" der Sems, "ama yine gelebilirim, omrunu sadece tespih cevirerek geciren dervislerden degilim" der. Her insan acik bir kitaptir ozunde.Okunmayi bekler,herbirimiz yuruyen, nefes alan kitabiz aslinda, yeterki ozumuzu bilelim der. Dogdugumuz andan itibaren ASK cevherini icimizde tasiriz, orada durur ve kesfedilmeyi bekler".Kurallardan biridir bu..

18. Kural; Tum kainat olanca katmanlari ve karmasasiyla insanin icine gizlenmistir. Seytan, disimizda, bizi ayartmayi bekleyen, korkunc bir mahluk degil, bizzat icimizde bir sestir.Seytani kendinde ara; disinda, baskalarinda degil. Ve unutma ki; nefsni bilen Rabbini bilir. baskalariyla degil, sadece kendiyle ugrasan insan, sonunda mukâfat olarak Yaradan'i tanir.

Sems, Mevlana'yi dinlemeye camiye gelen Colgulu'nu, halkin saldirisindan kurtarir.Colgulu uzgundur, "ben cok kirliyim, Konya'daki tum sokak kopeklerini doyursam yetmez kefaretime" deyince, Sems, "orasini sen bilemezsin, bugun camiden seni atan adamlarin O'na senden daha yakin olduklarini nereden bilebiliyorsun" der. "Tamam ama gelde bunu o adamlara anlat" deyince Colgulu, "bunu sen anlatacaksin" diye konusur. Colgulu "dinlemezler" deyince, "dinlerler, zira "onlar" diye ayri bir varlik yok, tipki "ben" diye birsey olmadigi gibi.Unutma kainatta hersey birbirine bagli" der ve kurali soyler,

19.Kural; Baskalarindan, saygi, ilgi ya da sevgi bekliyorsan once sirasiyla kendine borclusun bunlari. Kendini sevmeyen birinin, sevilmesi mumkun degildir. Sen kendini sevdigin halde dunya sana diken yolladi mi sevin. Yakinda gul yollayacak demektir.

Kaynak: Elif Safak, Aşk
dün o kadar tuhaf bir gundu ki;

bi arkadaşımın bilgisayarı patladı,
bi arkadasimin kedisi evden kaçti,
annemlerin kombisi yandi,
tanidigim birinin arkadasi evinde bicaklanarak olduruldu,

ya da benim "algim" seciciydi hep bunlari gordu, gun tuhaf degildi belki de siradandi.Nasil baktigimdi olaylari anlamlandiran, her biri, onu yasayan icin biricik ve ozel deneyimler, ben nasil etiketlersem etiketleyeyim bu degismiyor, ama ben degisebilir ve OLANi "etiketlemeyi" gorebilirim...
Bir kucuk alegori;
Okyanusta acikta, asagi yukari hareket ederek cok eglenen bir kucuk erkek dalga varmis.Birden bire sahile vurup kirilacagini farketmis. Ucsuz bucaksiz okyanusta, sahile dogru ilereyip, yok olacakmis. Yuzunde aci dolu ve umitsiz bir ifadeyle; "Aman Tanrim bana ne olacak?" demis. O sirada yanina, asagi yukari hareket ederek eglenen disi bir dalga gelmis; "Nicin bu kadar kederlisin? "diye sormus. Erkek dalga; "Hicbir seyin farkinda degilsin, anlamiyorsun, o sahile vurup bir hiç olacaksin! "diye cevap vermis. Disi dalga da "asil sen hic bir sey anlamiyorsun, sen bir dalga degilsin ki; okyanusun bir parcasisin!" demis..

11 Nisan 2009 Cumartesi

Fotograf bilgisi; Şems-i Tebrizi'nin turbesini ziyarete gittigimizde, cami cok sessizdi, sag tarafta oturan, uzun boylu esmer biri yanimiza geldi, sonradan sohbet sirasinda ogrendik ki, caminin imamiymis kendisi, bana israrla bu hat isli levhayi fotograflamami soyledi, ne yaziyor burada dedigimde, ise yuzume bakip sadece kalbin bilir dedi..Ne zaman baksam bu yaziya oyle dalar giderim..


Tum kurallari paylasasim var ama belki kitabin butunlugu içinde okunmasi daha dogru olur, simdilik bu kadar kuralin yeri burasiymis, yazdim, devami gelir mi, yazar miyim bilmem, ama kitap okunasi bir kitap, kalbe dokunasi varsa, seçilip alinir ve okunur elbette..

sekizinci kural;Basina ne gelirse gelsin, karamsarliga kapilma, butun kapilar kapansa bile sonunda, O sana kimsenin bilmedigi gizli bir patika acar.Sen su anda gormesende, dar gecitler ardinda nice cennet bahceleri var.Sukret!Istedigini elde edince sukretmek kolaydir.Sufi, dilegi gerceklesmediginde de sukredebilendir..

vee 9. kural;sabretmek beklemek degildir.Allah asiklari, sabri gulbeseker gibi tatli tali emer ve hazmeder.Ve bilirler ki; gokteki ayin hilalden dolunaya varmasi icin zaman gerekir.

Sems sabah Baba Zaman'la helallesip yola cikar,atini hzla surer, tepeye ciktiginda geri doner ve zaviyey bakar, Baba Zamanin kendisi icin endiseli oldugunu bilir ve derki benim bildigim ASKtan uzaklasanlar icin endiselenilir, doludizgin ASKa kosanlar icin degil;

10.Kural, Ne yone gidersen git, Dogu, Bati, Kuzey yada Guney,ciktigin her yolculugu icine dogru bir seyahat olarak dusun!Kendi icine yolculuk eden kisi, sonunda arzi dolasir.

Konya'da onu nelerin bekledigini bilmez, ama kader ona nasil bir kader hazirlamissa kucaklamaya hazirdir.

11.Kural; Ebe bilirki sanci cekilmeden dogum olmaz, ana rahminden bebege yol acilmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir "sen" zuhur edebilmesi icin, zorluklara, sancilara hazir olman gerekir.

ve dusunur, zaviyeden ayrilmadan once,tek tek ve usul usul sakalini, biyigini keser,kaslarindan kurtulur, suretine bakar aynadan, daha genc ve aydinliktir yuzu.zerrece kil olmayinca,ne yasi, ne adi, ne cinsiyeti kalmamistir ona gore. Baba Zaman onu odasinda ziyaret eder.yolculuk seni simdiden degistirmis, halbuki daha baslamadi bile der,

12. kural;ASK bir seferdir. Bu sefere cikan her yolcu,tepeden tirnaga degisir. Bu yollara dalipta degismeyen yoktur..

Sems tekkeden ayrildiktan sonra tekkenin comezi de oradan ayrilir ve Semsi izlemeye baslar, amaci Sems'in muridi olmaktir.Bagdat'a girince, arkasindan takip etmekten vaz gecip, onune serilir, yere egilir, muridin olmak istiyorum der.Sems de der ki;"Bosuna konusuyorsun, ne mursit ne murit isterim,yalniz gezerim kimseye ibretlik bir halim de yok". Ve,

13.Kural;Su dunyada semadaki yildizlardan daha fazla sayida sahte haci, hoca, seyh, sih var. Hakiki mursit seni kendi icine bakmaya ve nefsini asip kendindeki guzellikleri bir bir kesfetmeye yonlendirir. Tutupta ona hayran olmaya degil.

Sems'in yolu nihayet Konya'ya ulasir, sehri uzaktan gorunce durur, hep adeti oldugu uzre, ister olu, ister diri, ister meshur ister mechul, o sehirde yasamis yada yasamakta olan tum evliyalara ve tum velilere selam yollar.Ama tuhaf bisey olur, selamina karislik vermek yerine veliler, kirik mezar taslari gibi sus pus olurlar.Duymadiklarini sanir ve yeniden selamlar yine suskunluk olur.Anlar ki duyarlar onu ama sehre buyur etmezler.

" ey evliyalar neden destur vermezsiniz bu yolcuya?Evliyalar da der ki; destur veririz ama bil ki bu sehirde iki zit sey var senin icin, ya safi ask ya som nefretle karsilasacaksin.Once bir dusun istersen."

Sems de safi ask vardir kafidir der, bunu duyar duymaz Konya velileri hep bir agizdan destur cekip, hayir duasi ederler.Sems, icinde bu hicbir sey bilmedigi sehre girerken, icinde hafif bir tedirginlik duyar ve 14. kural aklina gelir.

14.Kural; Hakk'in karsina cikardigi degisimler direnmek yerine, teslim ol. Birak hayat sana ragmen degil, seninle beraber aksin.Duzenim bozulur, hayatimin alti ustune gelir, diye endise etme. Nereden biliyorsun, hayatinin altinin ustunden daha iyi olmayacagini?

Yolda oturmus tum bunlar olurken, dostane bir ses "selamunaleykum ey dervis" der, doner bakar, yasli ve yorgun bir okuzun ustunde, iri yagiz bir delikanlidir selam eden."Neden burada oturur durursun, at surmekten yorulduysan, atla kagnima gotureyim seni" der.Sems de "eksik olma ,yaya gitsem, senin su okuzunden daha hizli giderim" der.Koylu delikanli buna icerler ve "onu hafife alma, yaslidir ama en sadik dostumdur" deyince, kelimelerin agirligi altinda ezilir Sems ve gencin ve okuzunun onunde egilir ve ozur diler. Koylu saskin kalir, kimse okuzunden boyle ozur dilememistir. ve derki Sems;

15. Kural; Allah icte ve dista her an hepimizi tamama erdirmekle mesguldur.Tek tek herbirimiz tamamlanmamis birer sanat eseriyiz.Yasadigimiz her hadise, atlattigimiz her badire eksikliklerimizi gidermek icin tasarlanmistir.Rab noksanlarimizla ayri ayri ugrasir cunku, beseriyet denen eser, kusursuzlugu hedefler.

*Kaynak: Elif Safak, Aşk..

10 Nisan 2009 Cuma


Fotograf, Şems Tebrizi camisinden

Kırk kural;hani kesin kurallar olarak degil elbette,yumusacik bir kalp bilisiyle akan sozcukler bunlar, oz harflere, kelimelere dokulmus, soz elbisesini giymis sadece ve dokunuyor okurken yuregime, paylasayim dedim...

ilki;

Yaradani hangi kelimelerle tanimladigimiz, kendimizi nasil gordugumuze ayna tutar.

ikinci kural;

Hak yolunda ilerlemek yurek isidir, akil isi degil.Klavuzun daima yuregin olsun, omzun ustundeki kafan degil, nefsini bilenlerden ol, silenlerden degil.

Sems, Bagdat kadisina anlatiyor, seriat kandil gibidir, nuruyla aydinlatir, ama unutmamali ki kandil karanlikta giderken onunu gormeye yarar.Seriattan sonra tarikat gelir, tarikattan sonra marifet, marifetten sonra hakikat!sayet ana istikamet unutulursa insan seriati arac degil amac sayarsa, o kandilin ne faydasi olur?

iste kural;Kuran dort seviyede okunabilir;Ilk seviye zahiri manadir,sonraki batini,ucuncu batininin batinisidir.Dorduncu seviye o kadar derindir ki,kelimeler kifayetsiz kalir tarif etmeye.

Sems diyor ki;

Neredeyse kirk yildir abdalim, kurdun, kusun, karincanin her turlusunu bilirim.Zorda kalsam, yabani hayvan gibi dovusurum ama ben kimseye satasmam.Gokte burclari, ormanda mantarlari, bayirlarda otlari, deryada baliklari cesit cesit sayabilirim. Allahin kendi suretinde yarattigi "insan"i okurum, acik kitap misali..ve devam ediyor, kirk kuraldan birini daha soyluyor;

4.kural; "kainattaki her zerrede Allahin sifatlarini bulabilirsin, cunku o heryerdedir.Allah'i gorup yasayan olmadigi gibi, O'nu gorup olen de yoktur. Kim O'nu bulursa, sonsuza dek O'nda kalir.."

Insan aklini, ac ve muhtac bir bebek farzedip, kasik kasik bilgiyle doyurmali diyor ve besinci kurali da soyluyor;

"Aklin kimyasi ile askin kimyasi baskadir. Akil temkinlidir. Korka korka atar adimlarini, "aman, sakin kendini" diye tembihler.Halbuki ask oylemi? Onun tek dilegi "Birak kendini, ko gitsin"
Akil kolay kolay yikilmaz. Ask ise kendini yipratir, harap duser. Halbuki hazineler ve defineler yikinitilar arasinda olur. Ne varsa harap bir kalpte var!.."

Sems Bagdat'a geldiginde, bir tarikat ehline, Baba Zaman denilen mursidin yanina geliyor.Baba zaman anlatiyor; Sems bir abdaldi,onu siradan islere kosmak cok zordu,gundelik meselelere tahammulu hic yoktu,sayet suregiden birr sohbet canini siksa, yada biri akilsizca bir laf etse, kalkip gidiyordu.herkese esit davraniyor ve kimseyi takmiyordu.Cogu insanin kiymet verdigi, rahatlik,refah ve rutbe gibi nimetlerin onun gozunde en ufak bir kiymeti yoktu.Kelimelere itibar etmezdi.

6. Kural;Su dunyadaki catisma, onyargi ve husumetlerin cogu dilden kaynaklanir.Sen sen ol,kelimelere fazla takilma.Ask diyarinda zaten dil hukmunu yitirir.Asik "dilsiz" olur.

Sems Baba zamanin yanindan ayrilacak ve Konya'ya ruhdasi Rumi'yi gormeye gidecek..Baba Zaman o gidecek diye uzuluyor ve gitmeden ozlemeye basliyor ve biliyorki bir daha Semsi goremeyecek..ve dusunuyor 7. kurali;

7. kural;Su hayatta, tek basina inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankisini duyarak, Hakikat'i kesfedemezsin.Kendini ancak bir baska insanin aynasinda tam olarak gorebilirsin.

Kaynak; Elif Şafak, AŞK...

8 Nisan 2009 Çarşamba


Sifatimin anlami ve aynalar:)

Dun okulda Almanya'dan gelen bir hocanin konferasi vardi, mecbur, kalabalik olsun diye kafa sayisi sayildigi için, ogrencileri de alip goturdum.Aslinda okulda bu tur faaliyetler, egitimin sadece ders dinlemek, not tutmak ve sinav geçmek olmadiginin, bunun ayni zamanda entellektuel bir caba oldugunun da anlatilmasi icin guzel firsatlardir, ancak secim, ogrencinin olmali diye dusunurum hep, ogrenci istemeli, neyse, hersey istedigimiz gibi olmuyor zaten hayatta.

Konferans 3 saat surdu,en arkaya gectim oturdum,2. saatin sonunda, ogrenciler arkaya donuyor ve bana bakiyor, gozleri ile cikalim diyorlardi.O anda yanimdaki ogrenci, BEN OLAN BEN, "hayir" dedi sesli olarak onlara, "hoca cikmaniza izin vermiyor".

Aslinda bir otorite figuru yeterli, onun kim/ne oldugunun hic onemi yok, sifatin adi, ister Sait olsun ister Ayse olsun,hiç fark etmiyor, suklum puklum onlerine donduler, icimden dedim ki; budur iste, istedigin kadar ariza cikar:))sifatinin, suretinin anlami yok:)yanimdaki ogrenciye egilerek dedimki, egomu yerle bir ettin:))

5 Nisan 2009 Pazar



Sabahin er vakti, bilgisayarimi aciyorum, yillarin guzel dostundan bir mesaj, Istanbul'da bir kalp, bir niyet tutuyor ve kalkiyor gidiyor, er vakitte, fortune cookies aliyor, içindeki niyeti bana yolluyor..

Adina evren denilen O, heryerde herseyde BEN OLANsin, BİRsin diyor,teyit de BiR dosttan geliyor, yuregim seviniyor..sayinin toplami:3, ruh,zihin, beden:BiR ve tum seçimler kutsaldir diyor:)

Seyrediyorum içim suskun, daha dun, ne yazmak geliyor içimden ne de konusmak diye yazmistim bir baska guzel dosta, kabul ve teslimiyet ve AŞK la, zihnimin oyunlarini izliyorum...Televizyonda bir şarki çaliyor; AŞK bir kalbin içinde agliyor AŞK, sizim sizim sizlatiyor, elinden kacilmiyor virane ettin biraktin diyor..Romanda, sufiyim,vaktin evladiyim, şimdinin cocuguyum diyor kahraman, sadece şimdi de AŞK var..

4 Nisan 2009 Cumartesi



Can erigin cicegi can erik tadinda, kirazinki kiraz, hele ayvaninkinin tadina doyulmaz... her bir yaprak o meyvanin tadinda tad olur, ozunun suyu yapraginda mis koku olur..ne zaman bahar gelse her birinin tadina bakarim, ben yiyene kadar herbiri farkli farklidir,yedigimde ise hepsi BEN olur, yapraginin oz suyu kanima, tadi tadima, cani canima karisir...

Nazik yapraklari, tadlari,ruzgara, kara hatta doluya ragmen yine de acma gucleri, olani kabul edisleri, askla tomurcuklanmalari, etraflari gubre kokarken yine de zerafetle duruslari vardir, onlari goremedigim zamansa kokulari vardir ki; yokken vardirlar aslinda, çok sey anlatirlar, duyabildigimde...

2 Nisan 2009 Perşembe


Şems diyor ki;

Neredeyse kirk yildir abdalim, kurdun, kusun, karincanin her turlusunu bilirim.Zorda kalsam, yabani hayvan gibi dovusurum ama ben kimseye satasmam.Gokte burclari, ormanda mantarlari, bayirlarda otlari, deryada baliklari cesit cesit sayabilirim. Allahin kendi suretinde yarattigi "insan"i okurum, acik kitap misali..ve devam ediyor, kirk kuraldan birini daha soyluyor;

"Kainattaki her zerrede Allahin sifatlarini bulabilirsin, cunku o heryerdedir.Allah'i gorup yasayan olmadigi gibi, O'nu gorup olen de yoktur. Kim O'nu bulursa, sonsuza dek O'nda kalir.."

*****
Insan aklini, ac ve muhtac bir bebek farzedip, kasik kasik bilgiyle doyurmali diyor ve bir baska kurali daha soyluyor;

"Aklin kimyasi ile askin kimyasi baskadir. Akil temkinlidir. Korka korka atar adimlarini, "aman, sakin kendini" diye tembihler.Halbuki AŞK oylemi? Onun tek dilegi "Birak kendini, ko gitsin"
Akil kolay kolay yikilmaz. AŞK ise kendini yipratir, harap duser. Halbuki hazineler ve defineler yikinitilar arasinda olur. Ne varsa harap bir kalpte var!.."(*)

Gerçekten harap bir kalbe hamdolsun, bu kalbe sahip olan ölmeden önce ölmüştür, ama yaşamın mucizesi de budur sanki; zaten ölmüşsünüzdür, ötesi yoktur,ve artik tarif edilemeyecek kadar özgürsünüzdür, birkez zihinsizlik haline ulasmissiniz ve erimissinizdir ve artik bilirsiniz her gordugunuz siz olmustur ve daha da ötesi herkes ve hersey de O vardir, AŞK vardir...

(*)Kaynak: Elif Şafak;Aşk..

1 Nisan 2009 Çarşamba


Insan olmanin yolculugu bu, ne zaman "insan" olacagim, o vakit zaten melegim; insan melek:)

Hani onun için tüm "karanlik" sandigim noktalarimi da kabul etmek önemli.Cunku karanligim, bu kisim, Lutfi Filizin; noktanin sonsuzlugundan alinti;" hani gunese direkt baktigin an, heryer karanlik olurya, iste aydinliktir senin karanlik sandigin diyor...

Iste karanligim aslinda, en isik olan yerimdir, otelemeden, itelemeden cemalle celali BiR edip, "insan" oldugumun farkina vardigimda, sadece neysem O oldugumu bilecegim..haybeye yaratilmadigimi ve yaratmadigimi da:) yaratan O, ben Oyum diyeni de oyunu da,sadece “insan” oldugumda, benim gözlerimden kendini görecek "Aşk"la..

Nefsini bilenlerden ol, silenlerden degil diyor sufi kurallarindan biri (alinti: Elif Safak: Aşk), silmek, reddetmek, ötelemek ise yaramiyor demekki, bilmek nasip olsun:)